Ayakkabı yüzyıllardır var
Günümüzde bir moda unsuru olan ayakkabıyı insan, var olduğu ilk günden bu yana kullanıyor. Dolaysıyla örtünme ve korunma amaçlı üst giyimin dışında ayak giyiminde de ayakkabı yüzyıllara dayalı bir geçmişe sahip. Bu yüzyıllara dayalı süreçte türlü ayakkabı modelleri ile kullanılan malzemeler konusunda bilgilere ulaşmak olası. Örtünmek ve özellikle de soğuk iklim koşullarında üşümemek için bedenine post saran insan, ayağında da aynı amaç doğrultusunda post kullanmaktaydı. Görüldüğü gibi ayakkabı kullanma gereksinimi insanlığın evrim çizgisiyle koşut geçmişe sahiptir. 1948 yılında Birleşik Amerika'nın Oregon Eyaletindeki yol yapım çalışması sırasında Arkeolog M. Cresman , bir mağara içersinde, volkan külleri arasında bozulmadan kalabilmiş, işçilik yönüyle son derece iyi 300 çift sandalet bulur. Karbon 14'le tarihlendirme sonucu sandaletlerin 9 bin yıl öncesine ait oldukları belirlenir.
Ayakkabı ve ayak sağlığı
Bugün insan vücudunun sağlığı nasıl önemliyse; vücudun bir parçası olan, hatta vücudun ağır işçileri olarak nitelendirilen.ayakların sağlığı da o derece önem taşıyor.
Başta tıp alanı olmak üzere konunun uzmanları; ulus olarak ayak sağlığına pek önem vermediğimiz yargısında birleşiyorlar. Oysa ayak sağlığına gereken önemin verilmemesi başta kemik çıkıntısı olmak üzere pek çok rahatsızlığa yol açıyor.
Gelişmiş ülkelerde her ayağa uyumlu ayakkabı üretimi bir sanayi kimliği elde etmişken ülkemizde ayakkabı üretiminin büyük oranda fabrikasyon üretim düzeneği dışında kalmış olması türlü sıkıntıların ana nedenlerinden. Ülkemizde işlenen deri kalitesinde gelinen ileri nokta, tabanda kullanılan köselenin de aynı kaliteye ulaşmış olması söz konusu sıkıntıları büyük oranda ortadan kaldırmış olsa da; bu, sorunun tümüyle bittiği anlamına gelmiyor. Ayakkabı malzemesi olarak yaygın biçimde kullanılan yapay deri ve taban malzemeleri, ayağın hava almasını önlediği için romatizma, mantar gibi hastalıklara neden oluyor. Taban malzemesi köselenin de ayağın hareketiyle uyumlu esnekliğe sahip olmaması yine ayak sağlığı açısından başka bir sorunu oluşturuyor.
Ayakkabı türleri
Yazılı kaynaklar, müzeler, antik dönem heykelleri bizlere çağlar boyu kullanılan ayak giyim malzemeleri konusunda ayrıntılı bilgiler sunmakta. Örneğin, Orta Asya'daki Türk Bölgesi Altay Dağlarında yer alan Pazırık Kurganlarından çıkan ve St. Petersburg'taki (Leningrad) Hermitage Müzesi'nde sergilenen Türklere ait deriden eşyalar arasında çizmelerin bulunduğu görülmekte. Yine Rus Arkeolog ve tarihçisi A.N. Bernştam , Kenkol Kurganlarından çıkan eşyalar arasında kadın çarığı bulduğunu aktarmakta.
Konuyla ilgili olarak Anadolu'dan örnek verilecek olursa Hititlerin başkenti Hattuşa'daki kaya kabartmalarında yer alan on iki Hitit tanrısının ayağında, burnu kalkık çizmelerin yer aldığı hemen göze çarpacaktır.

Konya'daki İvriz Kaya Kabartmalarında yer alan Hitit Bereket Tanrısı ile Kral Varpalavas'ın ayaklarındaki çizmeler ilginçtir. Kayseri Müzesi'nde ise, İÖ. 16. yy.a tarihlenen, Asur Koloni Çağı'na ait çarık biçimli törensel içki kapları vardır.
Roma tarihçilerinden Plinius , Beotia'lı Tykhios'u, dericiliğin mucidi olarak gösterir, “özellikle ayakkabı yapımında usta” olduğunu aktarır. Bir başka Antik Dönem Yazarı Ovidius da, yine Hyle'li Tykhios'tan, “… hiç kimse Tykhios'tan daha yetenekli değildir ve o kadar iyi ayakkabı yapamaz” diye sözeder.

Tüm bunların dışında Mezopotamya'da bulunan kabartmalarla, Afrodisias Ören Yeri ve İstanbul Arkeoloji Müzeleri başta olmak üzere değişik yerlerde sergilenen Roma Heykellerinin ayaklarına bakıldığında, son derece ustaca tasarımlarla üretilmiş sandaletler bize eski çağların ayak giyimi konusunda adeta görsel bir şölen sunar.
Mezopotamyalı Bedi üz zaman Ebü'l-İz bin er-Rezzaa el-Cezerî , 12. yy.da yaşamış bir bilgin olup çizdiği robotların ayaklarına deri çizme resmetmiştir.
Yine tarihsel bilgilere bakıldığında; tarihçiler, bazı örnekler dışında Mezopotamyalılar ile Hintlilerin, topraklarının kumlu olmasından dolayı, yararından çok zararı var gerekçesiyle ayakkabı kullanmadıklarını aktarırlar. Nitekim günümüze ulaşan Mısır sanat yapıtlarının çoğunda ayakkabı görülmez. Gömütlerden çıkan ayakkabılar ise eviçi ayakkabılarıdır. Oysa, Anadolu'da ayakkabı, mevcut sert toprak yapısı nedeniyle vazgeçilmez bir giysi türüdür.
Eski Yunan'da da kayışlarla bağlanmış düz tabanlı sandallar görülür.
Topkapı Müzesi Kutsal Emanetler Bölümü'nde bulunan Nalın-ı Saadet ise, Müslümanların Peygamberi Hz. Muhammed 'in giydiği, taban bölümleri birkaç kat tabaklanmış deri ya da köselenin dikilmesiyle oluşmuş sandalet olarak ayrı bir örneği oluşturur.
Anadolu'da Selçuklular döneminde ileri düzeye ulaşan deri-kürk işlemenin olduğu bilinmektedir. Yine Selçuklular ayakkabı yapımında da ustaydılar.
Kuruluşu 1299'a tarihlenen Osmanlılar ise deri işleme ve deriden ürün elde etmede büyük gelişmişlik sergilerlerken ayakkabıya da aynı ölçüde değer vermişlerdir. Osmanlıya ait minyatürlerle müze ve koleksiyonlardaki ürünler, dönemin ayak giyiminin örnekleriyle doludur.
Çarık
Orta Asya'dan deri işlemeyi bilen, dericiliği ata zanaatı olarak kabul eden Türklerin toplumsal yaşamlarında deri günlük yaşamın bir parçasıdır. Gelin kız kına gecesi ayağına terlik giyer. Ankaralı seymenin ayağındaki pabuç deridendir. Çarık da Anadolu coğrafyasında yüzyıllardır vazgeçilmez ayak giyim malzemesi olagelmiştir. Çarık; tuz veya şap ile terbiye edildikten sonra kurutulan manda ve öküz derisinden yapılır. Çarık yapımında en makbul deri, mandanın sırt derisidir. Deri; ayak altından başlayarak parmak üstlerini örtecek biçimde toplanır, yanlarına delikler açılır. Bu deliklerden geçirilen ince sırımlarla (ince kesilmiş deri bağ) ayağa giyilen çarık bağlanır. Çarık aslâ yalınayak giyilmez. Önce yün çorap giyilir veya ayakla diz arasına dolak sarılır.
Ça rığın çeşitli türleri vardır. Bu türler Tokalı çarık, aynalı çarık gibi adlar alır.
İyi giyim konusunda, diğer tüm ileri niteliklerinde olduğu gibi öne çıkan Gazi Kemal Atatürk 'ün Anıt Kabir Müzesi ile İstanbul'daki Rahmi M. Koç Sanayi Müzesi'nde sergilenen ayakkabıları da şık bir ayak giyimi konusunda önemli örnek olarak karşımıza çıkar
.
Sümerbank ve ayakkabı
Cumhuriyetin ilanından önce, 1810 yılında kurulmuş olan Beykoz Deri ve Kundura Sanayi ise Cumhuriyet'in ilk sanayi tesislerinden birisi olmanın ötesinde özellikle yerli malı kullanımı çerçevesinde ayakkabı üretimiyle de daima baş tâcı edilmiş tarihi bir kurumuzdur. Çizerlerimiz, özellikle sıradan insanın geçim sorununu karikatürize ettiklerinde Sümerbank adını ve ayakkabı ürününü sıklıkla malzeme olarak ele almışlardır.
Günümüzde ayakkabı
Günümüzde ayakkabı sağlıklı ayak giyiminin malzemesi olmanın dışında önemli moda unsurudur. Ayakkabıda İtalyan modası dünya çapında ün taşır. 1990'lı yıllardan itibaren fabrikasyon üretim düzeneğine yönelen Türk ayakkabı sanayi de gerek kalitesi, gerekse de moda yanıyla iç ve dışpazarlarda pay sahibi durumdadır. Ülkemizde bebek ayakkabısından spor ayakkabıya genç, kadın, erkek ayakkabı üretiminde önemli firmaların varlığı söz konusudur.
Geleneksel üretim düzeneği ele alındığında efe çizmeleri ile Bodrumlu sandalet ustası (ki yaptığı ve döviz karşılığı turistlere sattığı sandaletlere imzasını da basar) Ali Güven, değişik örnekleriyle karşımıza çıkar. |