idesbas_logo
İdesbas Menemen Serbest Bölgesi
İdesbaş Menemen Serbest Bölgesi

Başkanın Mesajı
İdesbaş
Menemen Serbest Bölge
  Avantajları
  Gerekli Dökümanlar
İdesbaş
İdesbaş
İdesbaş
  Anadolu'da Dericilik Kitabı
  Deri Giyim
  Ayakkabı

Duyuru ve İlanlar
Bize Ulaşın
Kullanışlı Linkler
Kullanma suyu değerleri



bayrak
 
' d e r i g i y i m '

 

Belli bir amaç için öldürülen hayvanın yüzülen derisi canlı olmasından dolayı organik bir yapıya sahiptir. O nedenle süratle bozulur, kuruduğunda sertleşir ve de biçim verilemez. Bu nedenle derinin işlenmesi gerekir. Fiziksel ve kimyasal çalışmalarla işlenen deriler; giyim kuşam başta olmak üzere pek çok ürünün yapımında kullanılır.

İlk insan beslenmek için yakaladığı hayvanın ayrıca derisini yüzdü, bitkisel tanenler ve diğer maddelerle tabakladı ve örtünme gereksinmesini karşılamaya dönük olarak onu giysiye dönüştürdü. Bu dönem Prehistorik (tarih öncesi) dönemdir. Bulgu ve bilgiler bize, derininin ilk olarak post, kürk biçiminde kullanıldığını aktarır. Anadolu'da, İÖ 6800-5700'e tarihlenen ilk yerleşim bölgesi Çatalhöyük'teki duvar resimleri, İspanya - Fransa sınırındaki mağara duvar resimleri değişik hayvan postlarını vücutlarına sarmış insan figürleri ile doludur.

İÖ 3. Binde yazının bulunması sonucu bu konudaki bilgiler daha ayrıntılı olarak karşımıza çıkar. Tarih boyu üst giyimden ayak giyimine kap kacak yapımından değişik müzik aletlerine derinin hayli varsıl kullanımı, yine aynı ölçekte bir tasarım varsıllığını da gözler önüne serer.

Sümer askerleri ayak giyiminin dışında 'aguhhu' adı verilen postları üst giyimde kullanmaktaydılar. Asur döneminde geniş, kolsuz deri palto örnekleriyle karşılaşırız. Louvre Müzesi'ndeki Zannatum Steli ile aynı müzede yer alan Akad Kralı Naramsin'in (İÖ 2270-2233) aynı şekilde deri giysi kullandıklarını görmekteyiz.
Hitit kabartmaları da incelendiğinde insan figürlerinin üzerinde deri postların yer aldığı göze çarpar.

Bugün Anadolu'yu yurt bellemiş Türkler de anayurtları Orta Asya'da deri işlemeyi biliyor, ondan çeşitli amaçlar için yararlanıyorlardı. Orta Asya Türkleri açısından dericilik, çobanlıktan sonra ikinci meslek konumundadır. Orta Asya'nın kültür tarihinde deriden eşya, özellikle de giysi yapımının son derece önemli olduğunu, yine derinin günlük giyimde kullanıldığını görmekteyiz.

Nejat Diyarbekirli, 'Hun Sanatı' adlı yapıtında, Hun topluluklarında at yetiştirmenin birinci özellik olduğunu vurgular, biniciliğin ötesinde at etinin yendiğini, sütünden kımız yapıldığını ve derisinin giyimde kullanıldığını aktarır.

Hun topluluklarında deri pantolonlar, uzun at yolculuklarına çıkacaklar için zorunlu ve vazgeçilmez bir giyim malzemesidir. Deri pantolonların dışında çizmeyle birlikte kürk de, özellikle Orta Asya'nın sert ikliminden dolayı yine günlük yaşamda kullanılmıştır.

Yine tarihi bilgi ve belgeler, Orta Asya Türklerinin, Osmanlıların giyimde kullandıkları deri giysileri son derece becerili biçimde aplike süslemelerle donattıklarını ortaya koyar.

Bugün Orta Asya'daki Türk Bölgesi sınırları içinde kalan Pazırık Kurganından çıkan mezar buluntuları arasında Türklere ait değişik deri eşyalar günümüzde Leningrad' daki Hermitage Müzesi'nde sergilenmektedir.

Yine Anadolu'da, Selçuklular döneminde derinin kürk giysi biçiminde yaygın kullanımının söz konusu olduğu bilgilerimiz arasındadır. Selçuklular döneminde deriden yapılma kürk giysiler ipekli kumaşlar denli önemliydiler. Bu deri kürk giysiler toplumsal katmanlara göre farklılıklar göstermekteydi. Örneğin devlet ileri gelenleri samur kürk giymekteydiler.

Yaşanılan coğrafyadaki iklim koşulları derinin giyimde kullanılmasını bir yerde zorunlu kılmaktaydı.

Asya, Avrupa ve Afrika'da 600 yıldan fazla egemenlik sürmüş olan Osmanlı İmparatorluğu döneminde deri işlemede yüksek düzeye ulaşıldığı, yine işlenen derilerden değişik amaçlar için eşyalar üretildiği bilgilerimiz arasındadır. Bugün Topkapı Sarayı başta olmak üzere, değişik Avrupa ülkelerindeki müzelerde Osmanlılar döneminde yapılmış deri giysiler sergilenmektedir. Topkapı Müzesi'ndeki Sultan Murat'ın, deriden yapılma, içi ve yalnız kenarları kürklü kaftanlar hayli görkemlidir. Yine Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de bulunan Etnoğrafya Müzesi'nde Osmanlı dönemine ait deri kaftanlar sergilenmektedir. Konuyla ilgili Macar uzmanlar 'Ködmön' adı verilen, köylü, kasabalı, kentli giysisi olan geleneksel kıyafetteki etkilenmede Osmanlı çizgilerinden esinlenme olduğunu aktarırlar. S.Tokats ise, "Macaristan Türk Aleminden Çizgiler"adlı yapıtında, Türklerle ilgili olarak kürklü mintanlar ile kenarları sırmalı kürkle süslenmiş urbalardan geniş olarak sözeder.

Osmanlı'nın ekonomi, kültür, uygarlık tarihine ilişkin kaynaklardan birisi olan Es'ar Defterleri incelendiğinde ticarete konu deri türleri konusunda bilgi sahibi olmak olasıdır.

İÇİ TAMAMEN KÜRKLÜ KAFTAN (Topkapı Sarayı Müzesi)

Yine müzelerimizdeki deri giysi örneklerinden bir ikisini aktarmak gerekirse bunlardan bir diğeri 1581 yılında Timur Han adında bir bey tarafından Sultan Murat III'e hediye edilmiş içi tümüyle kürklü kaftandır. Kaftan, bugün Topkapı Sarayı Müzesi'nde bulunmaktadır. İç tarafı, yakası ve kolları kül rengi kuzu kürkündendir. Bu kuzu derisinin iç tarafı dışa getirilmiştir. Bu kısım da şer sisteminde işlenmek suretiyle kahverengi güderiye dönüştürülmüştür. Bu biçimde diğer kuzu derileri beyaz keçi derisinden zırhlarla birbirine çok sanatkârane bir yöntemle eklenmişlerdir. Her bir parça kuzu derisinin üstünde mavi, kırmızı ve sarı renkte diba denilen işlemeli ipek kumaşlardan süsler vardır. Boyu 1.57 m. dir.

SİMSAKA ELBİSESİ (Topkapı Sarayı Müzesi)

Bu elbise ise daha ziyade saray sakaları tarafından giyilmekteydi. Dış tarafı kalın sığır, astarı ise koyu vişne renginde koyun derisindendir. Elbisenin dış tarafı müzeyyen başlıklı çivilerle ve çeşitli güzel şekillerdeki bronz ve gümüş madeni parçalarla süslenmiştir. Elbisenin her iki tarafında pirinçten iki levha vardır. Bu levhaların boyu 23.5 cm., eni 15 cm. dir ve üzerine kabartma olarak mensub olunan bir alaya işaret olmak üzere şekiller tersim edilmiştir. Elbisenin boyu 1.20 m., her iki kolu arasındaki genişliği 84 cm. dir. XVIII yy.' ın sonunda yapılmıştır.

Deri üzerine yayınlar

Bugün ancak son yıllarda deri işleme ve deri ürünler konusunda yayınlar yapılabilmektedir. Bunlardan ilki deri sektörünün duayeni Hasan Yelmen'e ait olan, 'DERİMOD' firmasınca kültür hizmeti olarak yayımlanan "Türk Dericiliği 2400 Yaşında" adını taşıyan kitaptır. Hasan Yelmen'in ayrıca "Kazlıçeşme'de 40 Yıl" adlı 2 ciltlik bir başka kitabı daha bulunmaktadır.

Dericilikle ilgili diğer bir kitap yine Hasan Yelmen'in danışmanlığında hazırlanmış olan, Necdet Sakaoğlu ile Nuri Akbayar tarafından yazılmış bulunan, Orjin Grub'un kültür hizmeti "Derinin Öyküsü" adlı kitaptır.

Lütfü Dağtaş da, içinde bulunduğumuz 2007 yılında İzmir Menemen Serbest Bölge AŞ İDESBAŞ'ın kültür hizmeti dizisinden "Anadolu'da Dericilik" adlı kitabı yayıma hazırlamıştır.

 

   

Deri adları

Deri, üzerindeki tüyler- kıllar alınmadan ve tüyler-kıllar alındıktan sonra olmak üzere iki biçimde kullanılır.

Geyik, kaplan, koyun, tiftik keçisi vs. gibi yumuşak tüylü, terbiye edilmiş hayvan derilerine post denir.

Deriler, tüyleri alınmadan giyim kuşam işlerinde kullanılmışlarsa bunlara da kürk denir. Sansar, tilki, tavşan, vizon, samur, kakım, şinşilla, vaşak, kunduz, porsuk gibi küçük hayvanların derilerinin terbiye edilmesiyle kürk yapılmış olur.

Deri giyim bir moda unsurudur.

Deri, giysi amaçlı olarak Cumhuriyet'in ilk yıllarında emniyet görevlisi bekçiler ile demiryolu işçiliği gibi konumlarda çalışanlar tarafından özellikle soğuk hava koşullarında korunmak amacıyla gocuk olarak giyilmekteydi.

Günümüzde kılı alındıktan sonra bir dizi fiziksel ve kimyasal işlemden geçirilen dana, koyun, kuzu derileri , ciltleri boyanarak yine giyim amaçlı olarak yaygın biçimde kullanılmaktadır. Bugün Türk dericiliği kaliteli işlentinin ötesinde tasarımlarla dünya pazarlarında bir moda kimliğini elde etmiş durumdadır. Her yıl düzenlenen yurt dışı ve yurt içi deri fuarlarında modacılar son derece gözalcı tasarımlarıyla deri kullanımını özendirmede önemli pay sahibidirler. Deri modası alanında günümüzde son derece yetkinleşmiş ünlü tasarımcılarımız vardır.

Türk deri sanayi, 1990'lı yıllardan itibaren döviz getirisi açısından dışsatım sıralamasında sektörel ölçekte ilk on arasında yer almaktadır. Deri ayakkabı, saraciyenin bu girdide payı olmasına karşın önemli pay deri üst giyime aittir. İzmir Menemen Serbest Bölgesinde de giysilik ağırlıklı dana, koyun ve kuzu derilerinin işlenmesi söz konusudur. Burada işlenen deriler yurtiçi ve yurt dışındaki fabrikalarda günün moda anlayışına uygun olarak pantolon, ceket, kaban, mont, pardesü, yelek, süet gömlek olarak konfeksiyon ürününe dönüştürülür.

 
 


Ana Sayfa | Site Haritası | Bize Ulaşın | English | Italiano

Tel: +90 232 8426751 E-Posta: info@idesbas.com

Copyright © 2002 İdesbas A.Ş. Her hakkı saklıdır.

Üretim Netport